Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma, istinaf ve temyiz olağan kanun yollarından geçmeden kesinleşen kararlar için gidilebilecek bir yoldur. Kanun yararına bozma olağanüstü kanun yolunda; hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde, esasa ya da usule ilişkin hükme etkili bir hukuka aykırılık bulunması gerekmektedir. Kanun yararına bozma, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. CMK 309. maddenin gerekçesi de belirtildiği üzere bu maddenin konulmasındaki amaç şu şekildedir:
“Olağanüstü temyiz de denilen bu kanun yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş bulunan kararlarda, gerek maddî hukuka ve gerek usul hukukuna ilişkin aykırılıkların giderilmesi için başvurulabilir. Böylece kanunun eşit uygulanması ve sanığın aleyhine olmamak koşuluyla, hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amaçlanmıştır.“
Kanun Yararına Bozma CMK 309. maddede şu şekilde düzenlenmiştir:
(1) Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtay’ın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.
(4) Bozma nedenleri:
a) 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.
b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.
c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.
d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.
(5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.

Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.(CMK m.309/1) Söz konusu talebi alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine verir. (CMK m. 309/2) Burada Başsavcılığın Bakanlıktan gelen talep yazısına yeni bir şey eklemesi vs. söz konusu olamaz. Bakanlıktan gerekçeleri ne eksik ne de fazla Yargıtay’a vereceği kararın bozulmasına ilişkin talep yazısına eklemelidir. Zaten kanun yararına bozmaya “yazılı emir” de denilmesinin nedeni Bakanlıktan gelen talep yazısının bir tür emir niteliği taşıması ve Başsavcılığın buradaki gerekçeler üzerinde oynama yapamamasıdır.
Yargıtay ilgili dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görmesi halinde karar veya hükmü kanun yararına bozacaktır. (m.309/3) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı müstakilen ve re ‘sen CMK m.309/4-d bendindeki hallerle sınırlı olmak kaydıyla kanun yararına bozma yoluna gitmeye yetkilidir. Ancak Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma kanun yoluna başvurulduğu halde artık Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına bozma yoluna gitme yetkisini kullanması mümkün değildir.
Kanuni düzenlemeden anlaşıldığı üzere, kanun yararına bozma başvurusu yapma yetkisi Adalet Bakanlığı’na aittir. Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 41. Maddesinin (c) bendi gereğince kanun yararına bozma yoluna başvurma yetkisi Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne verilmiştir. Adalet Bakanlığı’nın yanında yargılama devam ederken bu yola başvuru yetkisinin verildiği bazı ilgililer şöyledir:
Adalet Bakanlığınca, hukuka aykırılık ilgililerin Adalet Bakanlığına ilgili hükmün kanun yararına bozma yoluna başvurulması için nedenleri ile birlikte talepte bulunmaları sonucunda öğrenilebilir. Cumhuriyet savcısı, sanık, hükümlü veya katılanlar da bu olağanüstü kanun yolunu kullanması için Adalet Bakanlığına talepte bulunabilir. Adalet Bakanlığı ya kendiliğinden ya da kendisine yapılan ihbarı dikkate alarak kanun yararına bozma yoluna da gidebilir.
Adalet Bakanlığı, karar veya hükümde bir aykırılık olduğunu öğrendikten sonra o kararın veya hükmün Yargıtay tarafından bozulması talebini, hukuki nedenlerini de belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı yazılı olarak bildirilen ilgili hükmün bozulması talebini içeren yazısını Yargıtay ilgili ceza dairesine verir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Adalet Bakanlığının istemi üzerine, Yargıtay nezdinde kanun yararına bozma başvurusu yapmama imkânı yoktur. Adalet Bakanlığından istem geldiğinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bu yola başvurulması zorunludur.
Kanun yararına bozma, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 309. maddesi kapsamında, kesinleşmiş kararlardaki maddi veya usul hukuku aykırılıklarının giderilmesi için kullanılan olağanüstü bir kanun yoludur. Hukuka aykırılıklar, maddi hukuk açısından suçun vasıflandırılmasında hata yapılması, ceza miktarının kanuna aykırı belirlenmesi veya cezaya hükmedilmemesi gereken bir durumda ceza verilmesi gibi durumları kapsar. Usul hukuku açısından ise eksik soruşturma, delillerin yeterince değerlendirilmemesi, savunma hakkının kısıtlanması veya mahkemenin yetkisizliği gibi hatalar kanun yararına bozma nedeni oluşturabilir. Örneğin, makaledeki alenen hakaret suçuna ilişkin örnekte, mahkemenin aleniyet unsurunu mahallinde keşif yapmadan değerlendirmesi, suçun sübutuna etki eden bir usul hatasıdır ve bu tür hatalar, kanun yararına bozma talebinin temel gerekçesini oluşturur.
Kanun yararına bozma dilekçesinde, hukuka aykırılıkların somut bir şekilde ortaya konması ve ilgili kanun maddelerine dayandırılması kritik öneme sahiptir. Örneğin, bir mahkeme kararında delillerin eksik toplanması durumunda, hangi delillerin toplanmadığını (örneğin, tanık beyanları, bilirkişi raporu veya olay yeri incelemesi) ve bu delillerin karar üzerindeki etkisini açıkça belirtmek gerekir. Yargıtay içtihatlarına göre, suçun sübutuna etki eden delillerin toplanmaması veya savunma hakkının kısıtlanması, kanun yararına bozma nedeni olarak sıkça kabul edilmektedir. Dilekçede, bu aykırılıkların nasıl bir hukuki hata oluşturduğu, hangi kanun maddelerine aykırı olduğu (örneğin, CMK m. 206 veya m. 230) ve kararın neden hukuka uygun olmadığı detaylı bir şekilde açıklanmalıdır. Bu, Adalet Bakanlığı’nın talebi değerlendirmesinde ve Yargıtay’ın bozma kararı vermesinde etkili bir unsurdur.
Kanun yararına bozma yoluna başvurulabilecek bazı mahkeme kararlarına örnek olarak şu kararlar verilebilir:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.01.2016 tarihli ve 2016/4 sayılı kararına göre hakim veya mahkemenin verdiği karar, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşse bile, aşağıdaki hallerde kanun yararına bozma başvurusu yapılamaz:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının görevi, karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine vermek suretiyle kanun yararına bozma davasını açmaktan ibarettir. Yargılama görevini Yargıtay’ın ilgili dairesi yapar. Daire önce kanun yararına bozma davasının kabul edilebilir olup olmadığı sorununu çözer, kabul edilebilir görürse yargılamayı duruşmasız yapar. Yargılama sadece ileri sürülen noktalarda yapılır. Bozma sebeplerinin varlığı kabul edilirse karar kanun yararına bozulur. Aksi halde dava reddolunur. Kanunda belirtilen hallerde Yargıtay hükmü bozarak ıslah eder.
Kanun yararına bozma başvurusu üzerine, Yargıtay ilgili ceza dairesi inceleme yapar. Bu inceleme kural olarak dosya üzerinden yapılır. İnceleme neticesinde Yargıtay’ın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar. (CMK m.309/3)
Bozma nedenleri (CMK 309/4):
Kanun bozma kararının etkisini bozulan kararın türüne göre farklı şekilde düzenlemiştir.
Bozma nedeni daha önce mahkûm olan kimsenin cezasının tamamen ortadan kaldırılmasını veya hükümlüye daha az ceza verilmesini gerektiriyorsa, Yargıtay’ın ilgili ceza dairesi, cezanın kaldırılmasına veya verilmesi gereken daha az cezaya doğrudan hükmeder. Başka bir deyişle, bu hallerde bozmadan sonra gerekli kararın verilmesi esas mahkemeye bırakılmamış, bunu Yargıtay’ın vermesi, yani aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilen kararı ıslah etmesi kabul edilmiştir. Yargıtay’ın vereceği kararlar uyulması zorunlu kararlardır. Dolayısıyla bu hallerde esas mahkeme yeniden yargılama yapamaz.
Kanun yollarına başvurulması üzerine hakkında kanun yoluna başvurulmuş kararların infazının durmasına kanun yoluna başvurmanın durdurma etkisi adı verilir. Bir diğer anlatımla kanun yoluna başvurulmasıyla birlikte hükmün kesinleşmesi engellenmekte ve bu nedenle verilen karar infazı mümkün hale gelememektedir. Ancak kanunda Kanunda kanun yararına bozma yoluna başvurulmasının infazın otomatik olarak geri bırakılmasını veya durdurulmasına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.
Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma, olağan kanun yollarından geçmeden kesinleşen hükmün infazını kendiliğinden durdurmaz. İnfazın durdurulması için kararı veya hükmü veren mahkemeden talepte bulunulması gerekmektedir. Yine yargılamanın yenilenmesi kanun yoluna benzer olarak, talebe konu kararın infaz edilmiş olması kanun yararına bozma yoluna gidilmesine engel değildir. Bunun yanında talebi inceleyecek olan ilgili Yargıtay ceza dairesinden de infazın durdurulması talep edilebilir. Talebin sonucunda infazın durdurulması kararı verilirse infaz duracaktır, aksi halde infazın kendiliğinden durması mümkün değildir.
Kanun yararına bozma niteliği gereği olağanüstü bir kanun yolu olduğu için kesinleşen hükmün infazını kendiliğinden durdurmayacaktır. İnfazın durdurulması için kararı veya hükmü veren mahkemeden yada talebi inceleyecek olan ilgili Yargıtay Dairesinden infazın durdurulması için talepte bulunulması gerekmektedir. Talep sonucunda infazın durdurulması kararı verilir ise infaz ancak o aşamada duracaktır.
Kanun Yararına Bozma kural olarak Adalet Bakanlığı tarafından başvurulabilen, olağanüstü bir kanun yoludur. Kanun koyucu bu genel kurala bir istisna getirerek CMK m. 309/4/d’ye giren hallerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın kendiliğinden bu yola başvurmasına imkan tanımıştır.
İstinaf ve temyiz incelemesinden geçmemiş olan kararın bozularak, hükümlünün cezasının kaldırılması veya daha hafif bir cezanın verilmesi gerekiyorsa Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da doğrudan kanun yararına bozma yoluna başvurabilecektir. (CMK m. 310/1) Ancak daha önce aynı karar için Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulmuşsa, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından başvurulması artık hukuken mümkün değildir. Nitekim kanun koyucu CMK madde 310/2’de bu hususu yasaklamıştır.
CMK 310 madde hükmü şu şekildedir:
Kanun koyucu olağan kanun yolu olan temyizde direnmeye imkân tanımışsa da, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma incelemesi sonucunda verilen bozma kararlarına karşı direnilememesini kabul etmiştir. Bu hüküm CMK m. 309/5’te düzenlenmiştir:
“(5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.”
Ancak bu direnmeme mahkemenin ilk kararını verememesi şeklinde düşünülmemelidir. Yani ceza dairesinin bozma kararı kendisine geldiğinde mahkeme direnme kararı veremez. Ancak uyma kararından sonra vereceği kararda eski kararını tekrarlayabilir.

2. Ceza Dairesi 2018/2811 E. 2018/7081K.
5271 Sayılı Kanun’un 231. maddesinin 8. fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve maddenin 11. fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni suç işlenmesi halinde mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zamanaşımının, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, dosya kapsamına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 17.04.2015 tarihi itibariyle duran zamanaşımının 14.02.2017 tarihinde kesinleşen sonraki mahkûmiyete konu suçun işlendiği 14.03.2016 günü yeniden işlemeye başladığı belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığa atılı suçun gerektirdiği cezanın üst sınırına göre TCK’nın 66/1-e, 66/4 maddeleri uyarınca hesaplanan 8 yıllık zamanaşımının, sanığın sorgusunun yapıldığı 18.10.2007 ile hükmün açıklandığı 24.10.2017 tarihleri arasında gerçekleştiği gözetilmeden, sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi yerine yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (NAZİLLİ) 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, 24.10.2017 gün ve 2017/62 E., 2017/611 K. sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle; açılan kamu davasının, CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, hükmolunan cezanın kaldırılmasına, 30.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
1. Ceza Dairesi 2017/1663 E. 2018/184 K.
Kamu kurum ve kuruluşlarındaki eşya hakkındaki hırsızlık ve enerji nakli veya haberleşmeyi sağlayan tel hırsızlığı suçlarından hükümlü …`in cezasını infaz ettiği Tekirdağ Açık Ceza İnfaz Kurumundan firar etmesi sebebiyle anılan Kurum Disiplin Kurulu Başkanlığının 25/05/2016 tarihli ve 2016/179 sayılı Kararı ile verilen 12 gün hücreye koyma cezasının hükümlü tarafından şikayet edilmeksizin 10/06/2016 tarihinde kesinleşmesini müteakip, Tekirdağ 2. İnfaz Hâkimliğinin 22/06/2016 tarihli ve 2016/770 esas, 2016/791 sayılı Kararı ile onanmasının ardından, 29/06/2016 – 11/07/2016 tarihlerinde infazını müteakip,
hükümlünün disiplin cezasının kesinleşmesi ile infazına başlanması arasındaki sürenin disiplin cezasının kaldırılması için gerekli süreden sayılmasına yönelik talebinin reddine dair Tekirdağ 2. İnfaz Hâkimliğinin 15/03/2017 tarihli ve 2017/165 esas, 2017/451 sayılı Kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/04/2017 tarihli ve 2017/502 değişik iş sayılı Kararı ile ilgili olarak;
Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/04/2017 tarihli ve 2017/502 değişik iş sayılı Kararının kesin olması nedeniyle söz konu karar usulünce kaldırılmadan aynı konu hakkında yeniden karar verilemeyeceğinden sonraki Kırklareli İnfaz Hâkimliğinin 11/04/2017 tarihli ve 2017/709 esas, 2017/746 sayılı Kararı hukuken yok hükmünde olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 01/10/2009 tarihli ve 2007/18669 esas, 2009/12712 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 48/4-f maddesi gereğince, disiplin cezasının infaz edildiği tarihten itibaren disiplin cezasının kaldırılmasına ve iyi halin kazanılmasında 1 yıllık süre geçmesi gerektiği,
5275 sayılı Kanunun 48/3-b maddesi gereğince, Disiplin cezalarının tamamı infaz edilip kaldırılmadıkça koşullu salıverilmeden yararlandırılmayacağının hükme bağlandığı, hükümlünün hücreye koyma disiplin cezasının kesinleşme tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren infaz edilmeye başlanması halinde 21/06/2016 tarihinde infazının tamamlanacağı ve infaz edilen disiplin cezasının 21/06/2017 tarihinde kaldırılabileceği halde, anılan disiplin cezasının infazına hükümlüden kaynaklanmayan nedenle 29/06/2016 tarihinde başlanılmış olması esas alınarak itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü`nün 03/07/2017 gün ve 94660652-105-59-5617-2017-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/04/2017 tarihli ve 2017/502 değişik iş sayılı Kararının 5271 sayılı CMK`nun 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
5. Ceza Dairesi 2017/6890 E. 2018/20 K.
Basit cinsel saldırı, silahla tehdit ve hakaret suçlarından sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda, eylemin nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçu kapsamında kalıp kalmayacağına ilişkin değerlendirmenin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğundan bahisle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli … Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair Almus Asliye Ceza Mahkemesinin 13/03/2017 tarihli ve 2016/99 esas, 2017/27 sayılı kararına yönelik itirazın kabulüne, görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/04/2017 tarihli ve 2017/381 değişik iş sayılı kararının;
Dosya kapsamına göre, katılanın aşamalardaki beyanında, eşi olan sanık ile tartıştıklarını, tartışma esnasına eşinin kendisine karşı tehdit ve hakaret içerir sözler söylediğini bunun üzerine yatak odasına giderek yattığını, akabinde sanığın içeriye gelerek cinsel ilişkiye girmek istediğini söylediğini ve üzerine çullandığını, kendisinin ilişkiye girmek istemediğini söyleyerek odadan çıkmaya kalkıştığını, bunun üzerine sanığın seni zorla sinkaf edeceğin demek suretiyle kapıyı kilitlediği ve kendisini yatağa yatırdığı, bunun üzerine bağırmaya başlayınca müşterek çocuklarının oda camını kırdığını ve olayın bu şekilde sonlandığını iddia ettiği, tarafların müşterek çocuğunun tanık sıfatıyla verdiği ifadesinde annesinin bağırma seslerini duyması üzerine odanın camını kırdığı şeklindeki bu iddiaları doğrular yöndeki anlatımları hep birlikte değerlendirildiğinde eylemin nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs olup olmadığı yönündeki değerlendirmenin üst dereceli mahkeme olan ağır ceza mahkemesine ait olduğu dikkate alınmaksızın, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulü ile görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli, 28/11/2017 gün ve 94660652-105-60-9423-2017-Kyb sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden talebin kabulü ile … 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28/04/2017 tarihli ve 2017/381 Değişik İş sayılı Kararın CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine nazaran müteakip işlemlerin merciince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 08/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Gündüzler Hukuk Bürosu
UYARI
Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Yaprak Gizlem gündüz’e aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
info@gunduzlerhukuk.com
KVKK AYDINLATMA METNİ